Hasan Toprakkaya

Düşleyerek Ye! Yoksa yanarsın.

Genel 27 Kasım 2009 2 Comments

Zaman akıp giderken farkında olduğunu bildiğin fakat ne yapacağını bilemediğin anlar olacaktır. Ne yapacağını bilmeden, geleceğe yönelik en ufak bir beklenti içine girmeden, kendini akıntıya bırakmak senin için en iyisi olacaktır.  Zaman akarken sadece rüzgarın, suyun ve güneşin tadını almaya çalış.

İşte gerçekleşmesi küçük kıyamet habercisi olan alametler:

  • Ardıl sanrılar beyin hücrelerinin arasındaki iletişim kopukluğunu tüm şebekeye yayacak
  • Göz altlarında oluşan morlukların karaciğerinin görevini bıraktığının kanıtı olduğunu anlayacak
  • Önce bebekliğinin, sonra çocukluğunun ve nihayet gençliğinin bittiğine inanmak istemeyecek
  • Kaslarında biriken laktik asitlerin tamamımının artık vucudundan atılmadığını öğrenecek
  • Göbek deliğinde yıllarca biriktirdiğin pamuk parçalarını temizlemeye çalışacak
  • Hiç ses çıkarmayan boyun kıkırdaklarının günde bir kaç kere kırılma seslerine tanık olacak
  • Yazdığın sıralama algoritmasının çok daha fazla işlem gücü gerektirdiğini farkedecek
  • El ayalarında hayatının uzun olduğunu simgelediğine inandığın çizginin belirsizleşmeye başladığına tanıklık edecek
  • Yüzük falında çıkan iki çocuğun olacak yalanına olan inancını kaybetmeye başlayacak
  • Saçlarının arasından yırtık dondan fırlamış gibi ortaya çıkan beyaz telleri ört pas etmeye çalışacak
  • Sol ayağında bulunan serçe parmağının varlığından tırnak kesme seanslarında haberdar olacak
  • Eski kız/erkek arkadaşlarının soyadlarını kronolojik sırayla unuttuğunu farkedecek
  • Sevgilinle geçirdiğin zamanları bir görev bilinciyle tamamladığını farkedecek
  • Yapılacaklar listesi, takvim ve saat olmadan yarım bir insan olacağını anlayacak
  • En son ne zaman sadece içinden geldiği gibi hareket ettiğini, koşup, yuvarlanıp, zıpladığını hatırlamayacak
  • Önüne gelen ile yetinmenin içinde acıdan ziyade bir rahatlama yarattığını hissedecek
  • Ve nefesin, düşleyerek şekil vermeye çalıştığın cam hamurunun içinde sonsuza kadar hapsolacak.

Şahsi Manifesto

Genel 30 Ağustos 2009 4 Comments

Baştan filmin sonunu açıklayım, tamamen kişisel bir bildiri olup, kendimle çelişkiye düştüğüm anlarda belleğimi tazeleme amacı güden bir yazıdır. Kimseye taş atma veya yönlendirme emeliyle kaleme alınmamıştır ki kişisel/toplumsal gelişim öğretilerinden nefret ederim.

  • Kaçma. Üstüne git. Boş korkulara kapılma.
  • Uygula. Kararını ver ve fazla sorgulama. Etkilenecek herkesten onay almayı bekleme.
  • Güven. Kişiliğinin arkasında dur.
  • Kabullen. Yanlışını apaçık gösterirlerse kabullen. Diklenme.
  • Kullandırtma. Yumuşak başlı olma. Marhametini (varsa) ayaklar altına aldırtma.
  • Az muhattap ol. İster çok dinle ister az dinle ama mutlaka az konuş.
  • Rahat ol. Fazla ciddiye ya da gayri ciddiye alma.
  • Söyleyeceklerini esirgeme. Emin ol herkes için en doğrusu bu olacaktır.
  • Olduğun gibi görün. Arkasından konuşma. Gözlere konuş. Üsluplu ama doğruca.
  • Hedeflerin olsun. Amaçların için çabala. Sadece kendinden onay al.
  • Harekete geç. Düşün, taşın, bekleme.
  • Durma. Aynı noktada kalma. Değiş, devin, evril, düş, kalk.
  • Serseri ol. Gül, eğlen, dalga geç, dans et, yaşa.
  • Anı yaşa. Geçmiş ve gelecekle uğraşarak zamanı öldürme.
  • Pişman olma. Eğrisiyle doğrusuyla her yaşanılanın arkasında dur. Sen deneyimlerinsin.
  • İşin aracın olsun. Amacın değil. Sadece iş yap, şahıslara takılma.
  • Peşinden gitme. Sen yolunda gitmeye devam et. Senle olmak isteyenler, peşine takılsın.
  • Bilincinde ol. Bir hiç olduğunun farkındalığında kal.
  • Unutma. Daim olan sensin. Yalnız doğdun yalnız öleceksin.

Ve kolumdaki bileklik, asıl görev senin. Seni her gördüğümde bana bu maddeleri hatırlatman gerekecek.

Hasan Toprakkaya | 30.Ağustos.2009.Pazar

Kariyergenç’in doğum evreleri

Genel 26 Mayıs 2009 3 Comments

0. Ay (Haziran) - İlk tanışma

Sinan Kaplan ile birlikte dışardan aldığımız yazılım projeleri üzerinde çalışırken bir yandan da exoin projesine üzerine kafa patlatıyoruz. (Exoin projesi devam etmekle birlikte daha sonraki projelerimizin ana çekirdek yazılımını oluşturdu). Fakat hayalimizde gelir modeli belli, ayakları yere basan, yatırım desteği alabilecek bir projeyi hayata geçirmek var. Nurettin Özdoğan ile tanışmamızda tam bu dönemlere rastlıyor. İlk kez Burak Büyükdemir’in düzenlediği E-Fikrim yarışmasında onu tanıma şansımız olmuştu. Daha sonrasında ise yüzyüze tanıştık. Üçümüz karşılıklı hayallerimizi paylaştık. Düşüncelerimizin parelel olması belkide yola beraber çıkmamızı sağlayan en büyük itici kuvvet olmuştur.

1. Ay (Temmuz) - Fikrin beyne düşmesi

Nurettin’in E-fikrim yarışmasında birinci olmasını sağlayan fikir referans modelini dayalı bir kariyer sitesiydi. Yaptığımız araştırmalar sonucunda, yurtdışında referansa dayalı modelle başarıya ulaşmış bir örneğe rastlamadık. Araştırmalar sırasında farkettik ki kariyer siteleri nişleşmeye doğru gidiyor. Profesyonellere, üst düzey yöneticilere, sektörelere özel onlarca kariyer sitesi var. Ülkemizdeki genç nufusun potansiyelini de işin içine katınca uygulanabilir en iyi projenin gençlere yönelik bir kariyer platformunun hayata geçirilmesi olacağına karar verdik. Artık bebeğimizin cinsiyeti belli olmuştu. Fikir ise hızla bölünerek çoğalmaya ve büyümeye başlamıştı bile.

2. Ay (Ağustos) - İlk kalp atışları

Araştırma çalışmalarımıza ağırlık vermeye başladık. Araştırma konusunda çok büyük yeteneğe sahip olan Nurettin’in elde ettiği veriler ışığında iş planımızıda yazmaya başladık. İş planınında ciddi anlamda Türkiye’deki kariyer pazarının 2000 yılından bu yana gelmiş yllara göre istatistiklerini, bütçelerini, ulaştıkları kullanıcı ve müşteri sayılarını teker teker çıkardık. Aynı şekilde yurtdışında yapılmış üniversitede okuyan ve yeni mezunlara odaklı kariyer sitelerini detaylı olarak inceledik. Detaydan kastım sitelerini gezerek özelliklerini listelemek değil. Pazarlama stratejilerini, yatırım alıp almadıklarını, hangi şirketlerle çalıştıklarını, başlangıçtaki hedeflerini, geldikleri noktaları gibi detaylı bir analiz sürecine tabi tuttuk. Ayrıca Türkiye pazarındaki kariyer siteleri hakkında 50′ye yakın İnsan Kaynakları uzmanından detaylı görüşler alarak kapsamlı bir karşılaştırma tablosu oluşturduk. Bebeğimizin ilk kalp atışlarını zayıfta olsa duymaya başladık, yüzü, gözleri, kulakları yeni yeni görünmeye başlamıştı.

3. Ay (Eylül) - Kasların çalışmaya başlaması

İş planımızıda tamamladıktan sonra yatırım arama sürecine başladık. Türkiye’de internet sektörünün başarılı isimlerini ve bu alana yatırım yapabilecek potansiyel yatırımcıları belirleyerek ilk randevularımızı almaya başladık. Görüşmelerde projemizin çok iyi kurgulandığını, fikir olarak çok parlak olduğunun altını çizen yatırımcı adayları iş yatırım konusu geldiğinde doğal olarak çok daha sorgulayıcı oluyorlar. Bu nedenle her görüşmemizde projemizin eksik bir bacağını görererek ayrıldık. Bir sonraki potansiyel yatırımcıya çok daha hazırlıklı, eksiklerimizi tamamlayarak gittik. Fakat Türkiye’deki yatırımcıların risk alma seviyesi oldukça az. Nedenlerinin başında elbetteki girişimcilerin yaptıkları hatalarda vardır. Sütten ağzı yananlar yoğurdu üfleyerek yiyorlar.

4. Ay (Ekim) - Algılarının çalışır hale gelmesi

Potansiyel yatırımcılarla randevuları tamamlamamızın ardından bir hüsran yaşadık. Çünkü hiç kimse proje planınıza, fikrinize ya da o güzelim kaşınıza gözünüze yatırım yapmak istemiyordu. Haklıydılar tabiki de fakat bizde bir nebze olsun bizi heyecanlandıracak, bir patron gibi değilde bir yatırımcı gibi davranacak, yön gösterecek birine ihtiyaç duyuyorduk. Bu noktada kritik soruyu birbirimize sorduk. Bir bebeğin engelli doğmasındansa hiç doğmaması daha mı uygundur? Fakat yapamadık. Kalbi atmaya başlamış, hüznü, heyecanı, sevinci hissetmeye başlamış bir projenin katilleri olamazdık. İşte bu noktada filmin gidişatını sil baştan değiştirecek olan Sina Afra ile tanıştık. Tamamen iyi niyetle ve karşılıklı güvenle bize ihtiyacımız olan tüm ekipmanları ve ortamı temin ederek bebeğimizin gebeliğinin devam etmesini sağladı.

5. Ay (Kasım) - Düşük korkusunun atlatılması

Artık iştahımız düzelmiş, düşük korkusunu atlatmıştık. Sina Bey ve Akinon’un desteklerini almaya başladık. Asmalımescit’te Akinon ve Markafoni ile aynı ortamda bir ofisimiz oldu. Var gücümüzle sadece projeye odaklanmaya başladık. Amacımız ilk prototipi çıkararak elde tutulur bir sistem haline getirmekti. Yazılım çalışmalarına başlamadan önce projenin kapsam ve süreç dökümanını çıkardık. Proje planını tamamladık ve planlarımıza göre projeyi mart ayının son haftalarında yayına alabilir hale gelecektik. Projeye başlamanın verdiği heyecan ve uyumanın önemi yitirmesi sonucunda karın bölgelerimizde düzenli ağrılar oluşmaya başladı. Fakat bu ağrıların gelecekte doğacak bebeğimizin ufak sıkıntıları olduğunda hem fikirdik. Yazılım süreci devam ederken bir yandan da projenin diğer uzuvlarını netleştirmeye başladık. Üniversitelere yönelik bir proje yaptığımıza göre hedef kitlemizdeki insanlarında bu projede bizle birlikte olmaları gerektiğine karar verdik. Sadece iş ilan sitesi olmak istememizden dolayı içerik odaklı bölümlerimizinde olmasını istedik. Kariyergenc.tv, yazarlar ve makaleler bölümü bu şekilde ortaya çıktı. İnsan kaynakları yöneticileriyle ve internet sektöründeki deneyimli insanlarla da projemizi paylaşmaya ve onların fikirlerini değerlendirmeye başladık.

6. Ay (Aralık) - Tüm uzuvların seçilir hale gelmesi

İlk prototipin yazılımı tamamlandı, gerekli revizyon istekleri alındı ve tasarım aşaması resmen başlandı. Projenin en önemli yapı taşlarından birisi satış diğeri ise pazarlama idi. Kurucular olarak her ne kadar bu alanlarla uğraşmış olsakta profesyonel anlamda konuya çok hakim değildik. Tam bu dönemde Münteha Mangan ile yollarımız kesişti. Kendisine projemizi, hedeflerimizi anlattık. Daha ikinci görüşmemizde karşılıklı olarak el sıkıştık. Münteha Aralık sonu itibariyle Satış ve pazarlama departmanında çalışmaya başladı. Bu süreçte Betül Şekeroğlu’nu da satış bölümümüze dahil ederek satışımızı olabildiğince güçlendirdik. Tedarik sürecinde ise büyük organizasyonlara imza atmış Samet Ensar Sarı ile çalışmaya başladık. Bebeğin kalp kası bu andan itibaren güçlenmeye ve daha güçlü bir şekilde kan pompalamaya başladı.  Paralelinde belli üniversitelerdeki lider konumda olan gençleri araştırmaya başladık. Özellikle çevremizden birinci ya da ikinci dereceden tanıdığımız insanları ekibe dahil etmeye çalıştık. Bunun en büyük nedeni ekip içinde arkadaşlık ruhunu oluşturmaktı. Neticede Elif Akbez, Çağatay Dökümcü, Muharrem Enis Çiftçi, Recai Öğcem, Esra Nur Üçkol, Nazmiye Altındaş, Merve Kuzu, Emre Talay, Irmak Eyiceoğlu, Mutlu Şen, Harun Ünlüsoy, Ömer Faruk Damar ve Soner Nefşioğulları arkadaşlarımız bu dönemde ekibimize dahil oldular. Bebeğimizi besleyen kanalların sayısı hayli çoğalmıştı. 13 üniversitede okuyan birer arkadaşımızla birlikte toplam 19 kişilik efsane bir kadro kariyergenç için çalışmaya başladı.

7.AY (Ocak) - Yaşamsal fonksiyonların tamamlanması

Bir projenin var olması için yapacağı işbirlikleri hayati öneme sahip. Bu konu üzerinde de çeşitli gençlik siteleriyle irtibatlara başladık, öğrenci topluluklarını ve öğrenci kulüplerini kariyergenç’e dahil etmeye çalıştık. Aynı şekilde kurumsal tarafta da işbirliklerine gitmeye çalıştık. Satış ve pazarlama süreçleri için gerekli dökümantasyonlar hazırlanmaya devam ederken ekipteki arkadaşlarla belli konu başlıkları altında toplantılar yaptık. Kariyergenç’in el ve ayak izleri oluşmaya başladı. Kariyergenç’in içerisinde bulunan fikirlerin birçoğu bu toplantılar esnasında ortaya çıktı. Turuncu Kravat ve kariyer kahvesi gibi yaratıcı fikirlerin şekillenmeside bu toplantılarda gerçekleşti. Gençlerin şekillendirdiği bir proje dememizin en önemli kanıtıdır bu toplantılar. Bebeğin organları hızla yapı ve fonksiyon açısından dışarıda yaşamaya hazır hale geldi.

8.Ay (Şubat) - Gözlerin açılması ve kişiliğin oluşmaya başlaması

Üniversite ekibimizde yer alan 13 arkadaşımızın hepsi yerinde duramayan ve kendinden güdümlü gençler oldukları için kariyergenç’te üniversite dışında da mutlaka bir görevlerinin olması istediler. Bu dönemde herkesin ilgi alanına göre doğal bir görev tanımı belirdi. Kurumsal ilişkiler, öğrenci toplulukları, üniversite operasyonu, womm gibi alanlardaki görevleri üniversitedeki arkadaşlarımız üstlendiler. Tasarım sürecinin tamamlanmasının ardından yazılım ve tasarım bir araya getirildi ve ilk alfa versiyonumuz ekibimiz içinde yayına açıldı. Kariyergenç ilk defa gözlerini dış dünyaya açmış oldu. Kurumsal kimlik çalışmalarımız tamamlandı. Şirket kurulum aşamlarını da bu ay içerisinde tamamlayarak kurumsal bir yapıya kavuşmuş olduk. Bebeğimizin kişiliğinin oluşmaya başladığı dönemdir.

9.Ay (Mart) - Olgunlaşmanın tamamlanması

Kariyergenç’in hem gençler tarafında hemde şirketler tarafında prestiji yüksek bir konumda olması için oldukça titiz davrandık. Türkiye’de gençlere hitap eden ve onlar tarafından sevilen en büyük firmaları belirleyerek görüşmelere başladık. Açılışa çok az bir zaman kalmıştı ve ilk açıldığımızda kariyergenç’te büyük firmaların olması, istediğimiz algıyı yaratmak adına çok önemliydi. Kariyergenc.com bir internet projeside olsa iş bulma platformu olduğu için İşkur yönetmeliğine tabi. İşkur lisansı için gerekli başvuruyu da bu ay içerisinde yaptık. Yasin Eroğlu arkadaşımız da üniversite ekibimize katıldı. Alfa sürecinde karşılaştığımız hataları ve eksikleride bir yandan tamamalaya devam ettik. Diğer tüm alanlarda ise toplantılar, görüşmeler, dökümantasyonlar hiç hız kaybetmeden devam etti. Tüm organ sistemleri gelişim ve olgunlaşmasını tamamladı. Artık son rütuşları yapmaya başladık.

9.Ay 2.Hafta (13 Nisan) - Doğum

Bebeğimizin doğumuna yardımcı olacak kişiyi sonunda bulduk. Gizlilik anlaşmasından dolayı adını açıklayamayacağım yabancı bir melek yatırımcıdan yatırım desteği aldık. Artık yap-bozun tüm parçaları bir araya gelmişti. Sonunda beklenen gün geldi. Aylardır kapalı bir ortamda özenle büyüttüğümüz bebeğimizin doğum anı gelmişti. Büyük bir heyecanla gece yarısını bir geçe projemizi yayına aldık. O anda alnımdan akan bir damla ter bu uzun sürecinin aslında başlangıcına geldiğimizi müjdeliyordu. Evet daha yeni başlıyorduk. Elbette projeyi bu aşamaya getirmekte bir başarıydı ama bizim için asıl başarı bebeğimizin kendi ayakları üstünde durmasını ve yürüyebilmesini sağlamak olacaktır.

Aslında burda yazdıklarım işin sadece kaba bir özetiydi. Altında onlarca kişinin, binlerce saatlik emeği var. Anlatmak istediğim çok fazla konu vardı fakat bu kadar detaya girmek hem beni hem de sizi yorabilir. Atladığım önemli ayrıntılarda olmuş olabilir. Ekibimizde ki tüm arkadaşlara ve karşılık beklemeden bize inanarak katkıda bulunmuş herkese burdan teşekkür ediyorum.

İşte bebeğimizin ilk fotoğrafları

http://kariyergenc.com

Tagged in , , , ,

Arttırılmış Gerçeklik

Etkileşim, Görsel İletişim 21 Mart 2009 8 Comments

Yüksek lisans tezimin ana kategorisi olarak belirlediğimiz bir interaktif medya dalı. Aslında farklı disiplinleri içinde barındıran çok yenilikçi arayüzlerin ve arabirimlerin önünü açabilecek bir alan. Bu konu hakkında yaptığım araştırmamın bir bölümünü bu yazıda bulabilirsiniz.

Gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki ince çizgide gidip gelen bir teknoloji dalıdır.  Etkileşimin tamamı gerçek dünyada geçen “Arttırılmış Gerçeklik” (Augmented Reality - AR) te bazı fiziksel geri bildirimler sanal bir ortam kullanılarak iletilir. Genellikle giyilebilir ya da taşınabilir materyallerden oluşan teknoloji arabirimi çeşitli yöntemler ile gerçek dünya ile sanal dünyayı birbirine bağlar.

Yapılmış Çalışmalardan Örnekler

LifeClipper2
İsviçre’de bulunan “Applied Sciences Northwestern Switzerland” üniversitesindeki “Academy of Art and Design” bölümü tarafından geliştirilen bir projedir. 4 öğretim görevlisi ve 10’dan fazla şirket tarafından desteklenmektedir. Açık ortamlarda sanal dünya ile gerçek dünyayı birleştirmeye çalışmaktadır. GPS, hızölçer ve eğimölçer kullanarak giyilebilir bir bilgisayar tasarlanmıştır. Gerçek ortamdaki objeler resim işlemeden geçirildikten sonra bilgisayar tarafından anlık olarak istenilen kaplamalar ile giydirilmektedir. Aynı zamanda ortam sesleri de 3D olarak ayarlanabilmektedir.
http://www.lifeclipper.net/EN/team.html

resim1 resim2

MARS Project
“Mobile Augmented Reality Systems” –  “Columbia Universitesi Computer Graphics and User Interfaces” laboratuarında 1996 yılında başlanmış bu projede GPS ve eğim algılayıcıları kullanılarak kameradan alınan görüntü üzerine sanal görüntüler basılmaktadır. Bu proje kapsamında Sinem Güven ve S.Feiner tarafından “Authoring 3D Hypermedia for Wearable Augmented and Virtual Reality” adlı makalede yayınlanmıştır. Bu projede gerçek dünya içine sanal 3d ve 2d objeler yerleştirilmiştir. Bu obje yerleştirme işlemi geliştirilmiş olan özel bir uygulama tarafından kodlama bilgisine sahip olmayan insanlarında kullanabileceği bir düzeye indirgenmiştir.
http://graphics.cs.columbia.edu/projects/mars/mars.html

resim3 resim4

Accessible AR
Hitlabnz tarafından mobil AR üzerine geliştirilmiş bir proje. Özel bir barkot, mobil cihazlarda bulunan kamera ile görüntülenip işlenerek, barkodun üzerine 3d bir objenin görüntüsünü çizmektedir.
http://www.hitlabnz.org/wiki/Accessible_AR

Hit Labs 3D Beyond tomorrow spot

Mobilizy
Avusturya’da ufak bir yazılım firması tarafından google android mobil telefonları üzerine geliştirilmiş bir uygulamadır. GPS ve kameradan gelen görüntülerin işlenmesi yöntemi kullanılmıştır. Projenin amacı gerçek ortamda bulunan objelerin algılanması ve onlara ilintili bilgilerin telefon ekranında gösterilmesidir.
http://www.mobilizy.com

Sekai Camera
Iphone üzerine geliştirilmiş bir projedir. GPS’ den alınan konum bilgileri kullanılarak ortamdaki objelerin işaretlenir ve veritabanından gerekli bilgiler çekilerek kullanıcılara servis edilir. Kullanıcılar aynı zamanda bulundukları ortamlardaki obje ve konum ile ilgili yeni bilgileri (yazı, resim, video) sisteme yükleyebilirler.
http://tonchidot.com/Sekai_Camera.html

resim5

Enkin
Konum temelli bilgileri göstermek amacı ile tasarlanmıştır. GPS, eğimölçer algılayıcıları, resim işleme gibi birçok teknolojiyi kullanmıştır.
http://www.enkin.net/

Tagged in , , , , , , , , , , , ,

Start-up ya da Start-down

Genel 28 Şubat 2009 9 Comments

Yakın bir tarihte start-up süreçleri üzerine yaptığım bir sunumun çalışmasını ve sunumun detaylarını bu yazıda bulabilirsiniz.

Fikir sadece başlangıç noktasıdır.
Fikir ne kadar önemli gibi görünsede aslında çıkılan zorlu yolculukta ki giriş biletinden ibarettir. Fikrinizin ne kadar değerli olduğuyla övünebilirsiniz fakat fikrinizi sadece kendinize saklayarak geliştirmeye başlamanız yolculuğunuzun uzamasına hatta mutlu sonla bitmemesine neden olabilir. Fikirler paylaşıldıkça zenginleşir, büyür. Fikrimi çalarlar gibi bir korkuyla yaşadığınız sürece o fikrin hayata geçme olasığı o kadar azalmakta buna karşılık fikrin başarısız olma ihtimalide o derece artmaktadır. Girişilecek alandaki profesyonel insanlara fikrinizi açarak onlardan gelecek geri beslemeleri mutlaka değerlendirmelisiniz. Çevrenizde fikirleri, projeleri olan insanlar vardır. Bu insanların çoğunluğunun ortak noktası fikir aşamasından sonraki aşama olan icraat aşamasına geçememiş olmalarıdır. Zaman geçtikçe ellerindeki giriş biletlerinin kullanım tarihleri de geçmektedir ve fikirleri de onlarla birlikte sonsuzluğa intikal etmektedir.

Özgünlük değil faydacılık ve işlevsellik önemlidir.
“Orjinal bir fikrim var” yaklaşımı artık gerçekciliğini kaybetmiştir. Orjinal fikir yoktur. Farklı fikirlerin bileşimi vardır. Aklınızdaki fikri araştırmaktan çekinmeyin. Arama motoruna projenizin etiket kelimelerini yazdığınızda mutlaka yapılmış benzer işler çıkacaktır. Onların sorunu nasıl çözdüklerini, süreç tasarımlarını, pazarlamalarını, piyasadaki durumlarını ele geçirebileceğiniz tüm bilgileri edinmekte fayda vardır. Bu bilgiler ışığında kendi fikrinizi yoğurmalısınız. İnsanlar fikrinizin ne kadar yenilikçi olduğu ile ilgilenmezler. Onlar, projenin kendilerine kattığı faydaya ve hayatlarını ne derece kolaylaştırdığına bakarlar. Fikrinizin mutlaka bir soruna çözüm ürettiğinden yada insanlara hali hazırda var olmayan bir talep alanı yaratacağından emin olmalısınız.

Oyununu basit oyna
Projenizin mutlaka hedef kitlesi olması gerekmektedir. Tüm insanlığa hizmet edecek bir proje maalesef hayalden öteye geçmeyecektir. Oyun alanınızın sınırlarını belirlemelisiniz. Sınırıları belli olmayan bir alanda savaşmak her yiğidin harcı değildir özellikle de yeni başlamış bir şirketin hiç harcı değildir. Kervanı yolda düzme prensibini benimsemek gerek. Internet projelerinin en büyük artılarından biri ürününüzü çok hızlı geliştirme ve müşterilerinizden anında geri dönüşler alma imkanına sahip olmasıdır. Bu avantajı kullanmak gerek. Kervanı yolda düzerken bir sonraki hamlenizi de düşünmeye vaktiniz olacaktır. Bir otomotiv firmasının arabalarını Kore’den Avrupa’ya gönderirken bazı parçalarını eksik bıraktığını ve bu parçaları 1 aylık gemi seyahati sırasında yolda tamamladıklarını duymuştum. Bir otomotiv firması bunu gerçekleştirebiliyorsa bir internet projesinin bunu gerçekleştirmeme ihtimali yok gibi.

Bir ekiple yola başla
“Tek kişilik dev kadro” en çok güldüğüm cümlelerden biridir. Bir elin nesi var, iki elin sesi var, bir ekibin gücü var. Tek başınıza yola başlamak, doğabilecek sorunlarda zayıf düşmenize ve fikrinizin peşinden koşmanızı engelleyecektir. Bir insanın sadece kendisine karşı sorumlulukları olduğu zaman çekip gitme ve bırakma gibi eylemleri gerçekleştirmesi kolaylaşmaktadır. Halbuki projeye inanan ortaklarla yola çıkmak, karşılaşılacak problemlerin üstüsinden gelmeniz için size fazladan güç verecektir. Kurucu ortaklar dışında mutlaka projeye inanan insanların da olması ve projeyi desteklemesi çok önemlidir. Mümkünse bir ekiple yola çıkmak projenin basamakları koşarak çıkmasını sağlayacaktır. Proje, ortaklar için bir çocuk gibidir. Onun için en iyisini isterler. En son teknolojiyi kullansın, en şık haliyle görünsün isterler. Fakat bu körlüğün belirtileridir. Dışardan bakmaya mutlaka ihtiyaç vardır. Projeye inanan diğer insanlar sizin yaşayacağınız geçici körlüğü en az hasarla atlatmanızı sağlayacaklardır. Olabildiğince projeye inanan 3. gözleri projenize dahil etmeye çalışın.

80 X 20 kuralını uygula
Internet projelerinde genellikle 20′lik bir eforla 80′lik bir iş çıkarılır. Kalan 20′lik iş ise 80′lik bir eforla çıkmaktadır. Burdaki dengeyi çok iyi ayarlamak gerekmektekdir. Projede öncelikli işlere odaklanarak az eforla çok iş çıkarma prensibiyle hareket edilmelidir. Bu özellikte olsun, şu sayfayıda ekleyelim diyerek belkide hedef kitlenizdeki çok az bir gruba fayda sağlayacak bir özelliğe çok fazla zaman harcayarak asıl yapılması gereken işin uzamasına dolayısıyla projenin yayına çıkma tarihinin de tehir etmesine neden olacaktır.

Proje planına sadık kal
Projenin başındaki kişilerin düşebilecekleri hatalardan biride ortaya konulan proje planına sadık kalmamaktır. “Nasıl olsa benim projem ne fark eder 1 hafta geç çıkarız!” diye bir cümle kurulduğu an ekipteki ve çevrenizdeki insanların projeye ve size olan inançlarını azaltacaktır ki bu inancı geri kazanmak aylarınıza mal olabilir. Bir diğer püf nokta ise kırık cam teorisinde gizlidir. Bu teoride de bahsedildiği şekilde bu gibi ufak gecikmeler ilerde yaşanacak büyük gecikmelerin ve sorunların habercisidir. Proje sahiplerinin gerektiği takdirde gece gündüz ayırt etmeden çalışarak hedeflenen proje planına uymaları, projenin patlamaması için sibop görevi görecektir.

Teknoloji sadece bir araçtır.
Teknoloji herşey değildir. Ortaya konulan internet projesinin teknolojisinin ne kadar gelişmiş olduğu, Nasa ile aynı teknolojiyi kullandığı, Google’dan daha akıllı olduğu gibi genel geçer cümleler sadece koyunları kısa süreliğine sersemletir. Projenize ise ölümcül bir darbe vurabilir. Teknoloji iyidir hoştur ama bir araçtan öte değildir. Ortaya konulan ürünün teknolojisi süper, faydası yok ise son kullanıcı gözünde projeninizin değeri koca bir SIFIRDIR. Ürüne odaklanıp teknolojiyi olabildiğince iyi kullanmak gerekmektedir. Internet projelerinin yazılım ayakları yap-boz’un parçalarını bir araya getirmeye benzer. Projenizde kullanacağınız bir teknolojinin yapılmışı varsa onu kullanın çoğu zaman sizin geliştireceğiniz teknolojiden daha üstün olacaktır. Amerikayı baştan keşfetmeye gerek yok.

Gelir modelin en baştan belli olsun.
Limonata dahi satacak olsanız mutlaka bir gelir modeliniz olacaktır. Giderlerinizi hesaplayıp, araya kar marjınızı koyup bir limonatayı kaça satacağınızı hesaplarsınız. Peki internet projelerinin çoğunda neden bu basit hesaplama formülü bile uygulanmaz. İlk önce bir trafik sağlayalım sonra nasıl olsa reklamdan ordan burdan kazanırız yaklaşımı tarihin tozlu raflarında yerini çoktan almıştır bir kaç istisna dışında. Facebook, twitter gibi projeleri karşı sav olarak öne sürebilirsiniz ama bunun gibi kaç projenin başarılı olduğunu sormak isterim. Her yıl açılan on binlerce start-up’dan sadece bir kaç tanesi gelir modeli olmadan o başarıyı yakalamıştır. Hayal kurmak iyidir, mutlululuk hormonunuzun tavan yapmasına yardımcı olur ama ayaklarınızı yere basmalısınız. Muhtemelen sayısal lotodan büyük ikramiyeyi kazanma olasılığı bir facebook çıkarma ihtimalinizden daha fazladır. Acınacak yada ağır bir tablo çizmiş olabilirim fakat Türkiye şartlarını göz önüne aldığımda bunu kabullenmek gerekmektedir. Şartlar olgunlaşınca Türkiye’den de şehane projelerin çıkacağına inanıyorum ama şu anda değil.

Yatırım şart
Girişimciler ortaya koydukları emekle aslında en büyük sermayedarlardır. Özellikle gelir modeli olan yada büyümeyi hedefleyen internet projelerinin maddi anlamda da sermayeye ihtiyaçları vardır. Bu masraf kalemlerinide girişimcilerin kendi ceplerinden karşılamaları onların girişimci etiketlerininin yanına birde yatırımcı etiketlerinin eklenmesine neden olacaktır. Ciddi olumsuzluklar yaratabilecek bir durumdur. Girişimcilerin asıl işlerinden uzaklaşarak maddi sıkıntılar ve kaygılar içerisine girmelerini kolaylaştırır. Şanslı bir azınlık dışında bu şekilde başarıya ulaşmış proje sayısı sayılıdır. Her öğlen bir tost yiyerek hayatta kalmayı göze almak çok büyük bir sabır gerektirmektedir. Yatırımcının projeye dahil olması girişimciler dışında birilerinin projeye para koyması ve inanması anlamına gelmektedir. Konulan para ve verilen oran neticesinde projenin o andaki değeri otamatikman belirlenmiş olur. Bu sayede girişimciler önlerini daha iyi görebilirler ve yapmaları gereken projeye odaklanabilir.

Start-up’ların en büyük sermayesi hızlı olmasıdır.
Büyük kurumlara baktığımızda bir kararın alınma hızıyla o kararın yaratacağı etki ters orantılıdır. Çok temel değişikliklere neden olabilecek bir kararı çıkarmak bazen yıllar sürebilmektedir. Fakat start-up’ların en büyük özelliklerinden biri kararları hızlı alabilmeleri ve hızlı uygulayabilmeleridir. Bu özellik aslında yeni kurulan projelerin, oturmuş kurumsal şirketlerle rekabet edebilmelerini sağlamaktadır. Küresel kapitalist ekonominin en büyük artılarından biridir. Bu artıyı değere dönüştürmek gerekir. Ana iskeleti bozmadan aksayan bir süreci hızla yeniden tasarlayabilirsiniz. Yeni bir şirketin çok daha fazla deneme yanılma hakkı vardır. Yanlış yapmaktan korkmayın. Her yanlış size katma değer olarak geri dönecektir yeterki bir önceki hatadan ders alarak ilerlemeyi unutmayın.

Kısıtlı imkanlarda yaşamayı öğren.
Aldığınız yatırım projenizin kendi ayakları üstünde durmasına kadar geçecek süreçte nefes alıp vermenizi sağlayacaktır. Bu zaman proje için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle elinizdeki imkanları zorlayarak o parayı değerini bilerek kullanmalısınız. Kurucular olarak belki bir çalışanınızdan daha az maaş alabilirsiniz çünkü bu sizin projeniz. En fazla riski alacak kişilerinde girişimciler olması gerekmektedir. 3. partilerle çalışırken her türlü şartı zorlayarak barter yapmaya çalışmalısınız. Onlara değer sunabilirseniz onlardan alacağınız hizmetide ücretsiz hale getirebilirsiniz. Özellikle bu kriz döneminde nakit para en büyük hazineniz.

Entegre ol. Sökemesinler.
Bir internet sitesi yapıp başarılı olmayı beklemeyin. Bu projenin, dönen çarkın hangi parçalarını çevireceğini iyi hesaplamalısınız. Hem çevrimiçi tarafta hemde çevrimdışı tarafta (sahada) entegrasyona önem vermelisiniz. Internet tarafında, ne kadar çok site sizin sunduğunuz API’yi, gereci kullanıyor ise sizin o dünyadan söküp çıkarılma olasılığınız o kadar azalacaktır. Sahada ise yapacağınız proje ile ilgili kurumlarla irtibata geçerek onların ve projenizin faydasına yönelik anlaşmalar yapmalısınız ki projeniz sanal olmaktan çıkıp somutlaşsın.

Ağızdan ağza pazarlamayı kullan.
Kriz döneminin en çok konuşulan pazarlama yöntemi. Bir pazarlama uzmanı değilim fakat bu etkiyi tetikleyecek 2 tür kurgu vardır. Birinci kurguda ortaya öyle bir pazarlama stratejisi / fikri koyarsınız ki insanlar yapılan bu pazarlamayı birbirlerini anlatırlar. Doğal olarak bu süreçte sizin ürününüzde insanlar arasında konuşulacaktır. Fakat bu yöntemde etki çok kalıcı olmamakta ve anlık bir patlama yaşanmasına neden olmaktadır. (Örnek: Prada gibi prestijli bir markanın Amerika’da ıssız bir kasabada mağaza açması). İkinci kurguda ise ortaya koyduğunuz ürün bu etkiyi tetikleyecektir. Yaptığınız ürün insanlara öyle bir fayda sağlarki mutlaka bu deneyimi çevresindekilerle paylaşma isteği duyar. Bu yöntemde ürün geliştikçe pazarlama etkiside evrilecektir. Proje yaşadıkça devam eden bir süreçtir. Internet projelerine uygun olanda bu 2. kurgudur (Google, facebook). Fakat birinci kurguda doğru bir zamanlama ile kullanılabilir.

Yaşadığım yada yaşayacağımı düşündüğüm deneyimlerden yola çıkarak hazırlanmıştır.

Tagged in , , , , , , , , , , , , , , ,